#organizasyonelbelirsizlik #sessizistifa #çalışantükenmişliği #psikolojiksözleşme #liderliketkisi
Askerlerin sisin içinde bulduğu yanlış harita nasıl ki onları yeniden harekete geçirmişse, her organizasyonun da kendi görünmez haritaları vardır. Bu haritalar; sözlerden, davranışlardan, ritüellerden ve paylaşılan küçük işaretlerden oluşur. İnsanlar bu işaretleri takip ederek yol bulur, birbirlerine yaklaşır ya da uzaklaşır.
Fakat her yolculuk gibi, her sistemin de bir “kopma ânı” vardır.
Takipçilerin bir sistemden çıkış süreci çoğu zaman yüksek sesle olmaz; aksine, çok sessiz bir titreşimle başlar. Bir kuşun uçmadan önce kanatlarını geride bırakması gibi… Çalışan önce konuşmayı bırakır, sonra soru sormayı, en sonunda da merak etmeyi.
Haritası silinmiş bir yolcu gittiği yönü değiştirmek ister; doğru olduğuna dair şüpheleri artar, kaygılanır.
Bazı çalışanlar, sistemin vaat ettiği yolla karşılaştıkları yolun aynı olmadığını fark eder. Bir zamanlar parlak görünen patika, giderek taşlı, karanlık ve işaretsiz bir hâle gelir. Liderin sözleriyle kurumun gerçeklerinin uyuşmaması, açıklanan yol işaretlerinin birbirine karıştırır. Birey, tıpkı eski bir pusulanın manyetik alanında yeni bir yol ihtiyacını artar, yön hissini yitirir.
Bazıları ise yola birlikte çıktıkları kişilerle aynı adımı atamadıklarını fark eder. Ekip içinde görünmez olduklarını hissettiklerinde, ayak sesleri yavaşlar. Bir adım geride kalır; sonra iki… Kimse fark etmez, çünkü kayboluşlar genellikle sessizdir.
Bazı çalışanlar için sistem bir anda gürültülü bir fırtınaya dönüşür. İhtiyaç duydukları şey sakin bir denizken, karşılarına sürekli dalga çıkar. Her dalga, biraz daha yorulduklarını fısıldar. Ve herkes bilir ki deniz yorulduğunda değil, gemi su aldığında batmaya başlar.
Sistemin artık öngörülebilirlik sunmuyordur. İnsanlar; rol belirsizliği, adalet algısında zedelenme, sürekli değişen öncelikler ve tutarsız liderlik davranışları gibi durumlarda kontrol alanlarını kaybettiklerini hissederler. Bu durum, Weick’in belirttiği gibi, anlam üretim süreçlerini bozar. Çalışan artık kendi hikâyesini o organizasyonda devam ettiremez hâle gelir.
Diğer önemli bir neden ise duygusal temasın kopmasıdır. Bir ekip yalnızca ortak hedeflerle değil, aynı zamanda güven ve görülme duygusuyla ayakta durur. Liderin söylemleri, ekip içi ilişkiler ve kurumun değerleriyle uyumlu değilse, çalışan kendini sistemde görünmez hisseder. Bu görünmezlik hissi, sistemden çıkışın en güçlü tetikleyicilerinden biridir. Çünkü birey, anlam üretemediği bir yapıda varlığını sürdüremez.
Bazı durumlarda ise sistem fazlasıyla gürültülü hâle gelir. Sürekli kriz modunda çalışan bir organizasyonda bireylerin zihni, tıpkı yoğun sis altındaki askerler gibi, çevreyi okuyamaz olur. Ancak burada fark şudur: Askerlerin elinde yanlış da olsa bir harita vardı; çalışanların elindeyse hiç yoktur. Hiç haritanın olmadığı bir yerde birey, yönünü tamamen kaybeder ve sistemden kopar.
Turnover’ın en görünen fakat en az konuşulan nedeni ise uyumsuz beklentilerdir. Kurumun vaat ettikleriyle gerçek çalışma deneyimi arasındaki fark açıldığında çalışanlar, içsel bir hayal kırıklığı yaşar. Bu boşluk, sistemle aralarındaki psikolojik sözleşmenin sessizce bozulması anlamına gelir. Psikolojik sözleşme bozulduğunda ise birey, o sisteme artık duygusal yatırım yapmaz.
Kimi çalışanlar için ise sistemdeki büyü kaybolmuştur. İşin anlamı, bir zamanlar içlerini ısıtan o kıvılcım, sanki kimsenin fark etmediği bir esnada sönmüştür. Kıvılcımı kaybeden yolcu, ateşin başından uzaklaşır. Çünkü ateş soğuduğunda, etrafında kimse durmak istemez.
Sonuçta insanlar sistemlerden yalnızca mutsuz oldukları için çıkmaz; sistemle kurdukları anlam ilişkisi çözüldüğünde çıkarlar. Strateji, liderlik ve iletişim, bir organizasyonun haritasını oluşturan üç temel unsurdur. Bu harita güncel değilse, paylaşılmıyorsa, doğru okunmuyorsa ya da hiç yoksa; çalışanlar kendi bireysel haritalarını çıkarır ve yönlerini başka bir yöne doğru çevirirler.
Ve sonunda sistem—from the outside—hala ayakta görünür, fakat içeriden bakıldığında boş sandalyeler çoğalmıştır. Sandalyelerin boş kalmasını sağlayan şey öfke değil, yorgunluktur. Kırgınlık değil, tükenmiş meraktır. Tercih değil, yönsüzlüktür.
Askerlerin elindeki yanlış harita bile onları bir arada tutmuştu. Çünkü bir yönleri vardı.
Bugün birçok organizasyonun yaşadığı sorun ise daha yalın bir gerçeğe işaret eder:
Harita olmadığında insanlar kaybolmaz; kendi yollarını çizer.
Ve çoğu zaman o yol, sistemin dışına çıkar.
Uzm. Psk. Salih Taşkın

