Türkiye’de Afetler ve Ruh Sağlığı: Riskler ve Önlemler

Ülkemizde Afetler

Ülkemiz coğrafi konum itibariyle doğal afet bölgesinde bulunmaktadır. Konumundan dolayı afetlere ve kriz durumlarına karşı hazırlıklı olma durumu oldukça önemlidir. Ülkemizde en sık oluşan afetler %45 oranında heyelan, %18 oranında deprem, %14 su baskını ve %10 oranında kaya düşmesi görülmektedir. Fakat en fazla zararı %55 oranla depremler oluşturmaktadır. Özellikle Ege Bölgesi bir deprem bölgesinde bulunmaktadır. Afetler toplumsal olarak ve bireysel olarak yıkım ve kayıplara neden olmaktadır.

Ruh Sağlığı Nedir?

Ruh sağlığı insan tabiatının önemli konularındandır. Freud’un çalışmaları ile başlayan psikoloji bilimi, insanın günlük yaşamına etkisi olan ama fizyolojik olarak açıklanamayan olayların sebebinin merakıyla ortaya çıkan bir süreçtir. Gelinen son noktada Dünya Sağlık Örgütü ruh sağlığını “ insanların hayatın stresiyle başa çıkmalarını, yeteneklerini fark etmelerini, iyi öğrenmelerini ve iyi çalışmalarını ve toplumlarına katkıda bulunmalarını sağlayan bir zihinsel iyilik halidir. Karar verme, ilişkiler kurma ve içinde yaşadığımız dünyayı şekillendirme konusundaki bireysel ve toplu yeteneklerimizin temelini oluşturan sağlık ve esenliğin ayrılmaz bir bileşenidir.”  şeklinde tanımlamaktadır. 

American Psychological Association (APA) Psikoloji Sözlüğünde ise “duygusal iyi oluş, iyi davranışsal uyum, anksiyete ve engelleyici semptomlardan görece bağımsız ve yapıcı ilişkiler kurma ve yaşamın sıradan talepleri ve stresleriyle başa çıkma kapasitesi ile karakterize edilen bir ruh hali.” şeklinde tanımlanmıştır.

Ruh Sağlığının Önemi ve Bozulması

Ruh sağlığı dinamik ve bilişsel perspektiften açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan birçok akademik çalışmada bilişsel olarak anlaşılmak istenmiştir. Bilişsel süreçler ise aslında dinamik yapılanmanın günlük hayatımız ile olan ilişkisini kısmen daha yüzeysel bir biçimde sorunlarımızı anlamlandırma çalışmalarıdır. Tabi bu süreçler içerisinde dahi psiko-dinamik süreçler işin içerisindedir. Ruh sağlığının bozulmasını anlamak için bazı semptomların ortaya çıkması, bizar olması gerekir. Uzman kişiler tarafından bu semptomların tam olarak bizar olmadan anlaşılması muhtemeldir. Ancak vatandaşların bu süreci anlayabilmesi, bireylerin psikolojik sağlıklarının bozulmaya başladığını anlamak için radikal değişiklikler ve semptomların olması gerekmektedir.

Psikolojik hastalıklar ve belirtileri bozukluğun türüne göre değişmekle birlikte bazı tipik belirtileri vardır. Psikolojik hastalıklar belirtileri şöyledir:

  • Kaygı
  • Depresif ruh hali
  • Uyku sorunları
  • İştahta değişiklik
  • Davranış değişikliği
  • Duygu durumda değişiklik
  • Cinsel dürtüde değişiklikler
  • Sanrılar, halüsinasyonlar ve gerçeği algılama bozukluğu
  • Alkol ve madde kullanımında bozukluklar
  • Sinirlilik
  • İsteksizlik
  • Sosyal hayattan geri çekilme veya izolasyon
  • Konsantrasyonda bozulma
  • İntihar veya kendine zarar verme düşüncesi

Ruhsal bozuklukların tanımlanması için belirli kriterler gerekmektedir. Ve sınıflandırılmasında kullanılan iki büyük kaynak vardır. Bunlar; Amerikan Psikiyatri Derneği tarafından hazırlanan Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (DSM) ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından hazırlanan International Classification of Diseases (ICD) şeklindedir. Ruh sağlığı uzmanları, psikolojik hastalık belirtileri olan bireyler için uygun ortamlarda yapılan görüşmelerle tanı kriterlerine uygun bir şekilde tedavi süreci oluştururlar. Burada önemli olan husus psikolojik tanı için çalışma yapılırken bireylerin bu tanı üzerinden sosyal çevresi içerisinde damgalanmamasını için de çaba göstermesi gerekmektedir.

Afet sonrasında çok yoğun olumsuz duygular hissedilmesi mümkündür. Tekrarlayan kâbuslarla birlikte olay tekrar yaşanıyormuş gibi hissetme, o ana ait görüntüler ‘flashback’ gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Bu belirtilere eşlik eden bunaltı, kaygı, korku, endişe gibi duygular olabilir. Ayrıca bedensel olarak da çarpıntı, nefes alma güçlükleri gibi belirtiler oluşabilir. Bu belirtiler var olan olumsuz duyguların artmasına ve çok daha ağır psikolojik bir sorun yaşandığı endişesine neden olabilir. Zaman içerisinde kaçınma belirtileri de eklenebilir; kişi olayı hatırlatan unsurlardan uzaklaşmaya çalışabilir. Duygusal donukluk, dikkatini toplayamama gibi belirtiler ortaya çıkabilir. İrkilme, her an tetikte olma, öfke kontrol güçlükleri gibi aşırı uyarılmışlık halleri eşlik edebilir.

Bu süreçlere ruh sağlığının bozulması denmektedir. Bireylerin ruh sağlığının bozulması ihtimaline karşın uzman ruh sağlığı personellerine görünüyor olmaları önemlidir. 

Afet Sonrası Psikolojik Süreçler

Psikoloji literatürü travma ile ilgili ruh sağlığı bozukluklarının sebebi olarak psikososyal, öğrenme, bilişsel veya biyolojik modeller ile açıklamaya çalışmıştır. Psikososyal model içerisinde analitik kuram temel alınarak egonun travma sonrasında tüm savunmalarını aşarak acı verici bir deneyim olduğu ve bu nedenle yeterli gücünün olmadığından bahsetmektedir.  Travmatik deneyim, kişilik özellikleri ve travma sonrasında yaşanan ortamın özellikleri, travmanın oluşumunda önemli üç etkendir.

Literatürde travma ile ilişkili bozuklukların hazırlayıcı etkenleri, psikososyal, öğrenme, bilişsel ve biyolojik model başlıkları çerçevesinde sıralanmıştır. Bunlardan ilki olan psikososyal model kapsamında psikanalitik kuramda Freud, şiddetli travmaların tüm savunma düzeneklerini aşarak ağır, acı verici şekilde yaşandığını ve benliğin (egonun) bunun üstesinden gelecek gücünün kalmadığını iddia etmektedir. Psikososyal teori, travmatik deneyim, travmayla karşılaşan kişinin özellikleri ve travma sonrasında yaşanan ortamın özelliklerinin bireyde travma oluşumunda önemli üç etken olduğunu savunmaktadır.

Öğrenme kuramlarında travmayla karşılaşan bireyler durumların kendisini üzeceğini düşünürler. Bu nedenle travmatik deneyim süreçlerinden, düşüncelerinden kaçmak isterler. Öğrenme kuramlarına göre, herhangi bir travmayla yüz yüze gelen birey, travmatik olay veya ilişkili durumların kendisini üzeceğini öğrenir, bu sebeple birey travma ile ilişkili kişi, durum ya da düşüncelerden kaçmaya başlar.

Bilişsel teorilerde ise bireylerin temel varsayımları ile ilgili üç temel inanca değinmektedir. Dünyanın iyi bir yer ve güvenli olduğu düşüncesi, olayların anlamlı amaçlar için olduğundan ve bireylerin değerli varlıklar olduğu düşünceleriyle gelen inançlar vardır. Travmatik olaylarla bu düşünceleri inançları sarsılmaktadır. Bireylerde stres, güvensizlik ve çaresizlik duyguları başlamaktadır.

KAYNAKÇA

APA. (2023, mart 27). American Psychological Association Dictionary of Psychology: https://dictionary.apa.org/mental-health adresinden alındı

ERGÜNAY, O. (2007). TÜRKİYE’NİN AFET PROFİLİ. TMMOB AFET SEMPOZYUMU Bildiriler Kitabı (s. 1-12). Ankara: Ankara: Mattek Matbaacılık.

Erol, N., & Öner, Ö. (1999). Travmaya Psikolojik Tepkiler Ve Bunlara Yaklaşım. Türk Psikoloji Bülteni, 40-49.

GENÇ, E., TURHAN, Z., & TANHAN, A. (2021). Koronavirus Salgın Sürecinde Ve Afet Dönemlerinde Psikolojik Destek Hizmeti: Aile-Odaklı Psikolojik Müdahale Programı. Avrasya Sosyal ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, 203-222.

Javidi, H., & Yadollahie, M. (2012). Post-traumatic Stress Disorder. International Journal of Occupational and Environmental Medicine, 2-9.

KILINÇ, G., YILDIZ, E., & HARMANCI, P. (2017). Toplumsal Travmatik Olaylar ve Aile Ruh Sağlığı. Psikiyatri Hemşireliği Dergisi, 182-188.

KOÇAK, Z., & HARMANCI, H. (2020). Covıd-19 Pandemi Sürecinde Ailede Ruh Sağlığı. Karatay Sosyal Araştırmalar Dergisi, 183-207.